Aman dikkat gaza gelmeyelim
BBC:” Batman'ın
Hasankeyf ilçesi birkaç ay içinde 12 bin yıllık tarihi; orada yaşayanların
evleri, anıları ve gelecekle ilgili hayalleri; bitki ve hayvan türleri ile
birlikte Ilısu Barajı'nın suları altında kalacak. Dicle Vadisi'nde bir yaşam
biterken, yeni bir yaşam başlayacak.”( https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-44362836)
Su tutma
aşamasına geçen Ilısu Barajı göleti milyonlarca canlıyı ve Hasankeyf’i tehdit
ediyor. ( https://www.dailymotion.com/video/x7ew4j7
)
Wikipedia “ılısu
barajı kampanyası” diye bir başlık var.
Bu kampanyaya
destek verenlerin KİM OLDUĞUNA BAKAR MISINIZ?
Onlarla yan yana olmak ister misiniz?
İngilizlere güvenirim diyenlere bir de şu bilgileri okumasını öneririm.
60 lı yılların başı, çocuğum, sohbetlerde dinliyorum; Amerikalılar dermiş ki, “FIRAT AKAR TÜRKLER EŞEK GİBİ BAKAR”. Malatya Elazığ arasında gidip gelirken meşhur Kömürhan köprüsünden geçiyoruz, Fırat deli gibi akar ve benim içim sızlar.
60 lı yılların başı, çocuğum, sohbetlerde dinliyorum; Amerikalılar dermiş ki, “FIRAT AKAR TÜRKLER EŞEK GİBİ BAKAR”. Malatya Elazığ arasında gidip gelirken meşhur Kömürhan köprüsünden geçiyoruz, Fırat deli gibi akar ve benim içim sızlar.
Dicle, Fırat nehri ile
birlikte MEZOPOTAMYA'DA tarih yazar.
1850 Km
uzunluğundaki dicle’nin 530 Km lik kısmı
Türkiye’dedir. Ortalama debisi 1.014 m³/s’dir. Elazığ gölcük
ve merivan suyu, dipni çayı, yatansöğüt çayı gibi çayların birleşmesi ile
oluşur.
KRALKIZI BARAJI (1985)
DİCLE BARAJI (1997) ve son olarak
Ilısu Barajları bu nehir üzerindedir.
DİCLE Türkiyeden
çıktıktan sonra DEV Musul barajını besler.
ILISU BARAJI İNŞAATI GÜNDEME GELDİĞİNDE TÜRKİYEDE BÜYÜK BİR
KAMPANYA BAŞLATILDI.
Gerekçesi Hasankeyf’deki
tarih.
Ilısu gündeme gelmeden önce Hasankeyf'den kimsenin haberi
yoktu ama baraj gündeme geldiğinde Hasankeyf’i bilmeyen kalmadı. Bu ilginç
değil mi?
Hasankeyf’deki tarihi görmezden mi gelmeliyiz? Hasankeyf
Ilısu barajından kuş uçuşu 45 Km uzakta.
Hiç kimse Hasankeyf’i kurtarmaya çalışmadı hep bir ağızdan
BARAJ YAPILMASIN diye bağırdık. Acaba kimin gazına geldik.
İngilizlere Hasankeyf’i
kurtarma projesini verseydik bu kampanya başlar mıydı? Bunu hepimiz
kendimize sormalıyız.
Assuan barajı yapılırken keşfedilmiş ve henüz keşfedilmemiş MISIR
tarihi sular altında kalacaktı. Dev sfenksler söküldü baraj alanının dışına
taşındı. Nil nehri yörenin insanlarına hayat verdi.
Ilısu barajının kaç yüzbin kişinin hayatını değiştireceğini
düşündük mü?
Diclenin, ne kadar verimli toprağı erozyonla Irak'a taşıdığını
merak ettik mi?
Su savaşlarının olacağı söylenen dünyada, suyun kaynağına
sahip olup suyu kullanmaktan vazgeçmek nasıl bir akıldır?
ILISU barajı 6 türbinden bin 200 Megawatlık
enerji üretimi yapacak sulama ve enerji barajıdır. Hesaplanan yıllık maddi katkısı 200 milyon TL. dir.
Nedir bu hikaye deyip haritalardan bakmak
isteyenler:
Ne hikmetse Yandex ve Google maps’in Ilısu
barajından haberi yok! Arama yapmak için “koçtepe köyü” yazmalısınız.
Aman dikkat gaza gelmeyelim
Bir ülkeyi hızla
batırmak istiyorsanız, enerji kaynaklarını kapatmalısınız, yavaşça batırmak
istiyorsanız eğitim sistemini bozmalısınız.
Türkiye'nin her yıl enerji kaynakları için
3.000.000.000 $
ödediğini biliyor muydunuz?
Enerji konusunda bildiğimiz YANLIŞLAR/DOĞRULAR
TES:
Termik santral;kömür, petrol, çöp, doğal gaz yakarak
çalışır. Atıkları çevreyi yok eder. CO2 salınımı küresel ısınma
sebebidir.
NES:
Radyoaktif bölünme ile çalışır, patlama, radyoaktif atıkları
sebebi ile çok tehlikelidir.
GES:
Güneşten gelen IR enerji ile
çalışır, geniş alanları kaplar, ikincil radyasyonla çevreye zarar verir.
HES:
Büyük barajlar şeklinde
olabilir, büyüklükleri dolayısı ile çevre ekolojisini değiştirdiği için
sakıncalıdır.
HES*:
Dere ve ırmaklar üzerine kurulur, kurulduğu
vadinin ekolojisini bozar, tehlikelidir.
RES:
Rüzgar enerji santrali subsonik
(sesaltı) dalgalar üretir, göçmen kuşların yolunu keser, çevreye ve insan
sağlığına zararlıdır.
JES:
Jeotermal enerji mineral zengini
(sert) yeraltı suyunun ısı enerjisini kullanan sistemlerdir. Çevreye zarlı su
ve gaz çıkışına sebep olur.
Bir ülkeyi hızla
batırmak istiyorsanız, enerji kaynaklarını kapatmalısınız, yavaşça batırmak
istiyorsanız eğitim sistemini bozmalısınız.
Yukarıdaki enerji dönüşüm sistemlerini incelemeden önce
anahtar sözcük ENTERKONNEKTE (Power Grid/
BAĞLAŞIMLI) sisteminin ne olduğuna bilmeliyiz.
Önce basit bir ağı inceleyelim. Bir HES ürettiği enerjiyi elektrik hatları ile evlere
ve fabrikalara dağıtır. Tüketim artarsa santral daha fazla su kullanarak enerji
üretir, tüketim azalırsa santral daha az su kullanarak ürettiği enerjiyi
sınırlar.
Bu dağıtım ağına bir termik santral daha bağlayalım.
Sistemin toplam enerjisinin çoğu bahar aylarında HES tarafından karşılanacaktır.
Sonbaharda baraj su seviyesi azaldığı için sistemin yükü TES’e geçecektir. Bu enterkonnekte sistemdir.
Bu ağa bir de GES bağlayalım. Hava açık güneş
kuvvetli! TES ve HES üretimini azaltacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken şey
GES veya RES sadece YARDIMCI enerji kaynağıdır. Sistemde HES veya TES yoksa,
geceleri veya rüzgar esmediği zaman çökme yaşanacaktır.
Sanırım ENTERKONEKTE sistem anlaşıldı.
Hassas noktayı tekrar etmekte
yarar var: RES ve GES gibi sürekliliği olmayan kaynakla, yalnız başına
kullanılamazlar mutlaka enterkonnekte sistemde “anında”
güç verecek ünitelerle birlikte (HES,
TES, NES, JES) kullanılmak zorundadır.
ÇEVRE DOSTLARI için
enerji kaynaklarına tekrar bakalım.
enerji kaynaklarına tekrar bakalım.
TES: Bütün dünyada kaliteli kömür (yüksek enerji, düşük kül
ve kükürt içerikli) kaynaklar tükendiği için çevreye doğrudan zararı en yüksek
olanıdır. Doğalgaz çevrim santralleri TS
içinde en az çevre zararı yaratan olmakla beraber Türkiyedeki en fazla döviz
çıkışına sebep olan (elektrik enerjimizin yaklaşık %43’ü) bu çevrim
istasyonlarından sağlanmaktadır. Türk devletinin dışarıdan satın aldığı
enerjiye bir yılda ödediği para OTUZBEŞ MİLYAR $. Asıl
HES:
hidroelektrik santraller en temiz enerji kaynağıdır. Büyük barajlar toprak
erozyonunu engellediği gibi sulu tarıma katkısı sayesinde yurt ekonomisine
katkısı büyüktür. Ancak Türkiye su fakiri bir ülkedir. İçme suyu barajlarının
doluluk oranları her yıl susuz kalma kabuslarına sebep olmaktadır.
HES*:
En çok tartışma konularından biri olan dereler ve çaylar üzerine kurulan
küçük hidroelektrik santralleridir. TEMEL
tez dere/vadi Ekolojisinin tamamen bozulacağı iddiasıdır.
Eski su
değirmenlerini bilmeyen yoktur. Derenin bir noktasında su ikiye ayrılır, düşük
eğimle alınan su birkaç yüz metre ileride dere yatağına 3-5 metrelik kot farkı
oluşturur. Bu kot farkı değirmeni çalıştıracak kinetik enerji için yeterlidir.
Su
değirmenin yerine bir jeneratör konursa ve enterkonnekte sisteme bağlanırsa
enerji ağı desteklenmiş olur.
Böyle bir
sistemin kurulabilmesi için doğal DERE YATAĞI AKIŞ HIZININ yüksek olması
gerekir. A ve B noktaları arasındaki eğim binde 2 ise, bir kilometre ileride
kot farkı 2 metre olacak demektir. Yani A ve C arasına bin metre boru döşenirse
oluşacak kot farkı 2 metre gibi yetersiz kot oluşturacaktır. Eğim binde 10 ise,
kot farkı 10 metre olacaktır.
Böyle bir
uygulama bir açıdan ırmağın rehabilitasyonudur. Avrupanın dağlık olmayan
bölgelerine bunun tamamen tersi yapılmış, bütün nehirlerin akış hızı bentler
aracılığı ile düşürülmüş, bu nehirler AĞIR YÜK taşımacılığında
kullanılmaktadır. Nedense AVRUPALILARIN oluşturduğu bu doğal otoyollar ekolojiyi
bozmuyor ama bizim derelerin rehabilitasyonu ÇEVREYE zarar veriyor.
RES:
Hollanda yel
değirmenleri ile ünlüdür. Toprakları deniz seviyesinin altındaki bu ülke (Netherlands/Niederland/alçak
ülke) topraklarını basan suları kanallarda toplayıp denize deşarj etmek için
yel değirmeni dediğimiz rüzgar güllerini yüzyıllarca kullanmış ama hiçbir
Hollandalı bunlar gürültü yapıyor dememiş.
Rüzgar enerji santrali subsonik
(sesaltı) dalgalar üretir, göçmen kuşların yolunu keser, çevreye ve insan
sağlığına zararlıdır????
Sessiz çalışan enerji kaynağı
var mı? Göç yolu üstüne RES yapmak şart mı? Hangi sistemi kullanırsanız
kullanın eğer UYGULAMANIZ YANLIŞ içeriyorsa bu sistemin yanlışı değil,
uygulamanın yanlışıdır. Araplara petrol veren yaratan bize rüzgar vermiş.
Kullanıp kullanmamak aklıselime kalmış.
“2018 'de
Hollanda hükümeti, 2023-2030 arasında toplam 7 gigawatt kurulu güce sahip
birkaç yeni rüzgar santral grubu inşa edeceğini açıkladı. [11] Parkların
nereye geleceği ve nasıl inşa edileceği hâlâ tartışılıyor. Ancak hükümet,
2030'da Hollanda'da kullanılan toplam elektriğin%
40'ının rüzgarla tedarik edilmesini istiyor.”
Kaynak: https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvV2luZF9wb3dlcl9pbl90aGVfTmV0aGVybGFuZHM
Kaynak: https://www.wikizeroo.org/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvV2luZF9wb3dlcl9pbl90aGVfTmV0aGVybGFuZHM
Türkiye'nin toplam 251
adet rüzgar enerjisi santrali (RES) var. Bu santrallerin 75
adeti lisanssız RES santrali olarak faaliyet gösteriyor. Toplam 251
adet RES santralinin kurulu gücü ise 7.031,1 mewgawat (MW). KAYNAK: Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ, Şubat 2019)
Hollanda’da
kurulması planlanan 40GW’a karşılık Türkiyede 0.007 GW kurulmuş santral
var.!!!!!
“HOLLANDALI ÇEVRECİLER“ BİZE RES’LERİN ZARARINI ANLATMAYA
DEVAM EDİYOR
JES:
Jeotermal enerji mineral zengini
(sert) yeraltı suyunun ısı enerjisini kullanan sistemlerdir. Çevreye zarlı su
ve gaz çıkışına sebep olur.
İngilizler bize böyle söylese de :
“MIT'nin
disiplinlerarası bir panel tarafından yayınlanan bir rapora göre, Amerika
Birleşik Devletleri'ndeki jeotermal enerji, önümüzdeki 50 yıl içinde 100.000 megawatt
(MW) kurulu güce sahip olma potansiyeline sahip. Fransa'nın toplam en
yüksek enerji tüketimi budur. Bu potansiyel göz önüne alındığında,
jeotermal enerjinin güç karışımımızın daha büyük bir parçası haline geldiğini
görecek miyiz?” Kaynak: https://www.renewableenergyworld.com/2012/08/31/u-s-geothermal-energy-potential-is-heating-up/#gref
Jeotermal
enerji deprem bölgelerine doğanın hediyesidir. Fay kırıklarının olduğu yerde magmanın
potansiyel enerjisi yüzeye yaklaşır. İster kullanın ister İngilizlerin aklına
uyup zararlı deyin.
NES:
Radyoaktif bölünme enerjisi ile
çalışır, patlama,
radyoaktif atıkları sebebi ile çok tehlikelidir.
Bütün dünyada tartışmalı olan
bir enerji kaynağıdır. Yıllarca enerji üretebilmesi sayesinde UYDULARDA, DENİZ
ALTILARDA, uçak gemilerinde vazgeçilemez enerji kaynağıdır.
Fransada Nükleer enerji önemli bir kaynaktır. Fransa'nın % 40
payıyla 2015 yılında tüketilen Nükleer güç 379,1 TWhdır.
“Almanyada
nükleer santraller sökülmeye başladı” geyiğinin arkasında yatan gerçek; biz
çevirmeli telefon kullanırken onlar santrallerini kurmuş, şimdi teknolojik ömrü
tüketmiş ve sökülmeye başlamıştır.
Şimdi
biz cep telefonunun nimetlerinden yararlanırken onlar yeni teknolojilerini
yaratıyor.
Ya patlarsa ya Fukuşima Olursak ya Çernobil olursak korkusu enerji kaynağı
olarak seçilmesinin önündeki temel engeldir.
Bu haklı korkuya sahip olanları daha fazla korkutmak
istemem ama BULGARİSTAN VE ERMENİSTAN da İLKEL santraller faaliyetlerine devam
etmekte ve biz yıllarca bu ülkelerden NÜKLEER(!) ELEKTRİK satın aldık. DAHA NE
DİYEYİM?
ENTERKONNEKTE (POWER GRID) İÇİN BİR ŞEMATİK ÖRNEK DAHA
NEDEN ENTERKONNEKTE (BAĞLAŞIMLI) SİSTEM
Şebekenin
birbirine bağlanması, güç kaynağının en iyi şekilde kullanılmasını sağlar ve
tedarik için büyük güvenlik sağlar. Sistemi ekonomik ve güvenilir kılar. Jeneratör
istasyonları, her alandaki rezerv üretim kapasitesini azaltmak için birbirine
bağlıdır.
Bir
bölgede yük veya ani üretim kaybında ani bir artış varsa, o zaman komşu
birbirine bağlı alandan ödünç alır. Ancak ağın ara bağlantıları için, eğirme
rezervi olarak bilinen belirli miktarda üretim kapasitesi
gereklidir. Eğirme rezervi normal hızda çalışan ve anında güç vermeye
hazır olan jeneratörü içerir.








Ahmet bey, yazı sistemi gayet güzel özetlemiş. Enerji çeşitliliği olmadan sürekli ve kesintisiz elektrik sunamazsınız. Ülkemizdeki temel sorun bence denetim eksikliği. Hiçbir enerji üretim sistemi çevreye zararsızdır diyemeyiz. Ama zararları en aza indirmenin yolu ve yöntemleri vardır. Bu yöntemler, maliyetlidir ve üreten sermaye sahipleri kaçınır. Devlet ve STK lar aslında bu denetim görevini üstlenebilir. Örneğin; Kent Konseylerine yasal düzenlemeyle denetim ekibi kurma, denetim yapma, raporlama ve ilgili yerlere sunma yetkisi verilebilir. Üretim santrallerinin türüne göre kurulacağı yerler bellidir. Örneğin, kömüre dayalı termik santral için temel kural, kömür kaynağına yakın olacak ve su olacak. RES için, rüzgar olacak, vb... İşte bu noktada, herkes mahallesinde santral istemiyor, mahalleden kastım, öncelikle yaşadığı yakın çevre sonrasında yurt geneli. Ama elektrik kesintisi yaşadığında, en ağır eleştirileri yine bu santrallere toptan karşı çıkan insanlarımız yapıyor. Her konuda olduğu gibi toptan karşı çıkmak yerine bu santrallerin olası çevre etkilerini en aza indirmek için gerekli denetimleri yapmak. Örneğin, JES de en büyük zarar, dipten çektiğiniz sıvıyı kullandıktan sonra reenjekte denilen yani tekrar dipe vermek gerekiyor, fakat bu maliyetli olduğundan yapılmıyor ve çevreye bırakılıyor. En basiti, göl havzalı HES lerde, üretim olmadığı dönemlerde can suyu diye tanımlanan bir miktar suyun salınması gerekiyorken, kar hırsıyla bu su salınmamaktadır. Bir diğer konu Nükleer Santral sadece elektrik üretmez, bu teknolojinin de gelmesi gerekir. Tıp ve daha birçok alanda kullanımı vardır. Bu örnekleri daha da uzatabiliriz. Elektrik Üretim Santralleri kötüdür ve toptan karşı çıkılmalı mantığı, Elektrik de kötüdür e getirir ki, elektrik den vazgeçebilir miyiz? Uzattım galiba. Yazı çok güzel ve bilgilendirici. Çok tekniğe girmeden, güzel ifade edilmiş.
YanıtlaSil